Manşet
Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıbbın Haber Portalı.... Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıbbın Haber Portalı....

Hipnoz

Hipnoz:

Hipnozu daha iyi anlayabilmek için öncelikle bilinçaltı hakkında kısaca bilgiler alalım…

BİLİNÇALTI DÜNYAMIZ
Gün içinde bütün gün iş yoğunluğumuz arasında bazen önümüzdeki bir kitaba veya kaleme bakar dalar gideriz. Değişik hayaller kurarak bulunduğumuz ortamdan tamamen farklı bir ortamda belki de bir tatil beldesinde buluveririz kendimizi…

Gece başımızı yastığa koyduğumuzda gün içinde veya haftalar öncesinde yaşadığımız tatlı veya acı bir olay gelir aklımıza ve aniden ruh halimiz değişiverir… Bazen aklımıza birden gelen korkularımızla irkilir, bazen de güzel olayları düşünerek birden içimizde bir mutluluk kıvılcımı çakar…

Bazen aşık olur ve sürekli tatlı hayallere dalarız, bazen de çok sinirlendiğimiz bir olay sürekli zihnimizi ziyaret eder ve bizi germeye devam eder…

Yaşadığımız olaylar nasıl oluyor da böylesine uzun bir zaman zihnimizde yer işgal ediyor?

Marmara depremini yaklaşık 5 milyon kişi bire bir yaşadı, ancak 1 milyon kişide “posttravmatik sendrom” dediğimiz bir süreç oluştu; yani en ufak bir sarsıntı veya deprem ile ilgili haber işitince panik halde kalbi hızla atan, aşırı derecede korkan, ürken bir kitle. Aynı depremi yaşayan 4 milyon kişide niye böyle bir durum ortaya çıkmadı? Kişilerde panik atak veya fobilerin ortaya çıkmasını sağlayan mekanizma nedir?

Neden bazılarımız doktor muayenesinden veya kan aldırmaktan aşırı derecede korkarken bazılarımız son derece rahat davranabiliyor?  “Ağrı eşiği” denen durum kişiden kişiye nasıl bu kadar farklılıklar yaratabiliyor?

Tüm bu soruların cevapları belki de bilinçaltımızda yatmaktadır. Bilinçaltımız çocukluk hatta bebeklik döneminden itibaren adeta bir “kayıt cihazı” gibi çalışıp kendisi için gerekli tüm bilgileri depoluyor. Bizim için önemli olmadığını düşündüğümüz hatta unuttuğumuzu sandığımız bilgiler bile aslında bilinçaltımızda depolanmakta ve hayatımızın değişik dönemlerinde karşımıza çıkabilmektedir. Anlaşılıyor ki vücudumuzu yöneten yer beynimizdir.

Zihnimiz maalesef olumsuz olan bilgileri (korkma, başarısızlık, hastalanma, kazada yaralanma, ölme, tecavüze uğrama, yalnız kalma, sakat kalma gibi…) zıttı olan olumlu bilgilerden çok daha hızlı ve kolay alır. Bu nedenle çocukluk çağında çok az olan korkularımız ve endişelerimiz zamanla -eğer onları yeterince filtrelemezsek veya yenemezsek- erişkinlik döneminde artarak bir çığ gibi büyür.

Bilinçaltını olumlu olarak şekillendirmemiz ise bizim elimizde. Kötü ve olumsuz haberlerle bilinçaltımızı adeta bir çöplüğe dönüştürmemeliyiz. Bunun için egomuzu her zaman en üst düzeyde tutmalı ve olumsuz, abartılı bilgileri iyice filtrelendirmeliyiz belki de.

Peki ama her şeye rağmen elimizde olmayan nedenlerle bir takım psikolojik rahatsızlıklar, sıkıntılar veya korkular içimizde yer ederse ne olacak? Bilinçaltı dünyamıza istemeden giren düşüncelerden ve bu düşüncelerin yarattığı problemlerden kurtulabilir miyiz veya onların bizim üzerinde yarattığı olumsuzlukları azaltabilir miyiz?

Mantıksız olduğunu bilsek de elimizde olmadan (istemsiz bir şekilde) yaptığımız bir takım davranış veya hareketlerin kaynağı bilinçaltı olduğuna göre bilinçaltına girilerek bir iyileşme sağlanabilir mi? Kaynak, gerçekten bilinçaltında yatıyorsa evet…

Bahsettiğimiz terapi yöntemi de leblebi gibi uzun süreli antidepresan ilaç kullanımları ve bilinç düzeyinde kalan terapi uygulamalarından farklı bir yöntem olan “hipnoz tedavisi yani hipnoterapi”dir.

HİPNOZ ve HİPNOTERAPİ
Hipnoz, kişinin bilinçaltı düşüncelerine erişmeye çalışan bir tekniktir. Hipnoterapi ise hipnoz sırasında kişiye yapılan tedavi yöntemidir.

Birçok insan hipnozdan korkar ama aslında korkulacak esrarengiz bir şey yoktur. Tıbbi çalışmalar, hipnozun tedavi edici değerini, kuşkudan uzak apaçık bir şekilde ortaya koymuştur.  Unutulmaması gereken nokta, “hipnozun asla bir büyü veya sihir olmadığıdır”.

Diğer bir tarife göre de hipnoz, “bir içe bakış, bir farkındalık ve bilinç altını isteğe bağlı şekilde yönlendirme hali” olarak tanımlanmaktadır. İçsel bir emilme, yoğunlaşma ve dikkatin odaklanmış halidir. Amacı ise bilinçaltını bizleri yöneten bilincin frenlerinden kurtarmaktır.

Bilinçli hipnoz ile bilinç tam olarak açıkken kişilerin bilinçaltındaki bir takım problemlerin ortaya çıkarılmasıyla bir “farkındalık durumu” yaratılabilmekte ve kişiye verilen bazı telkinlerle hayata geçirilebilecek olumlu etkiler oluşturulabilmektedir.

Hipnoterapi ise hipnoz ile yapılan tedavileri tanımlamaktadır. Dünyada hipnoterapiyi en sıklıkla psikologlar, diş hekimleri ve üçüncü sırada –hekimler arasında % 25 sıklıkla-  kadın doğum uzmanları uygulamaktadır. Kadına özgü sağlık problemlerinin pek çoğunda psikolojik etmenler yer aldığı için hipnoz tedavisi ile ilaçlar veya cerrahi ameliyatlara gerek kalmaksızın pek çok problemler çözüme ulaşabilmektedir.