Sağlıklı bronzlaşmak mümkün mü?

Nöralterapi lokal anestezik madde kullanılarak yapılan regülasyon yani düzenleme tedavisidir.

Prof. Dr. Hüseyin Nazlıkul, bronzlaşmanın sağlıklı bir şekilde gerçekleşemeyeceğini ifade eden bir yazı kaleme aldı.

Bilimsel Tamamlayıcı Tıp ve Nöralterapi Derneği Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Nazlıkul, OdaTV’de kaleme aldığı yazıda bronzlaşmanın sağlıklı bir şekilde gerçekleşemeyeceğini ifade eden bir yazı kaleme aldı.

İşte o yazı:

Yaz mevsiminin en sıcak günlerindeyiz; her yerde güneşlenmek, daha çok yanmak, bronzlaşmak için çaba harcayan insanlar; bronzlaştırıcı maddelerin reklamları, tanıtımları var. Yani toplu olarak amaç bronzlaşmak…

Aşırı güneş ışığının hücrelerdeki zararlı etkisi kalıcıdır ve birikerek artan bir etkiye sahiptir; bu da ciddi sağlık sorunlarına sebep olabilir. Güneşten gelen zararlı ışınlar, 20’li yaşlardaki insanlarda bile deri, gözler ve bağışıklık sisteminde sağlık sorunlarına yol açabilir.

Gerçekte bronzlaşmak, hücre DNA’mızın zarar görmesini durdurmak için bedenimizin verdiği bir tepki, bir tür savunma mekanizmasıdır. Derimizin hücreleri, güneşten gelen morötesi ışınların verdiği hasarı en aza indirmek ve oluşan hasarı onarmak için çalışır. Ancak bu süreç güneş ışığına aşırı maruz kaldığımızda yeterli olmayabilir.

1960’lı yılların başlarından beri, tüm dünyada cilt kanseri vakalarında önemli bir artış olduğu gözlenmiştir. Uzmanlar bunu, insanların geçmiş dönemlere göre daha fazla güneşte kalmasına ve güneşten yanmış, bronzlaşmış bir cildin güzellik ve sağlık göstergesi olarak kabul edilmesine bağlıyorlar.

HERKESE BİLİNÇLİ BİR TATİL DİLİYORUM

İstatistiklerin ortaya çıkardığı bir başka gerçekse, geçtiğimiz yüzyılda, cilt kanserinin en tehlikeli türü olan melanomdaki görülme sıklığının, geçmişe göre 20 kat artmış olması ve bu artışını da sürdürüyor olmasıdır. Araştırmalar, 20’li yaş grubu insanlarda her tip cilt kanserindeki görülme sıklığının artmakta olduğunu da saptanmıştır. Ozon tabakasının zarar görmesi sonucu, atmosferin koruyucu filtre özelliğinin azalması ve daha fazla morötesi ışının (ultraviyole ya da kısaca UV) özellikle UV-B’nin dünya yüzeyine erişmesi, sorunun bir diğer boyutudur.

Her insan, yaşamı boyunca zamanının belli bir bölümünü güneşin altında geçirir. Araştırmacılar, bu toplam sürenin neredeyse %80’inin 18 yaşından önce gerçekleştiğini ve çocuklukta güneşte kalarak yanmanın, ileri yaşlarda cilt kanseri görülme sıklığını artırdığını göstermişlerdir. Vücut hücreleri yetişkinlere göre çok daha hızlı bölündüğünden, özellikle gelişme çağındaki kişilerin, morötesi ışınların zararlarından daha fazla etkilendikleri de bilinmektedir. Hal böyleyken herkese bilinçli bir tatil diliyorum.

Bu konuda daha kapsamlı bilgi edinmek için “Detoksu Keşfet” adlı Alfa Kitapevinde çıkan kitabıma bakmanızı öneririm.